24 Ocak Kararlarının Amacı Nedir?

0
140

– İstikrar paketi tam anlamıyla Türkiye’nin “serbest piyasa ekonomisine” geçmesini ve uluslararası sermaye ile entegrasyon sağlanmasını amaçlanmıştır.

– Dışa kapalı bir ekonominin yerine, dünya sermayesi ile bütünleşen bir ekonomi modeline geçiş hedeflenmiştir. Yabancı sermayeye ilk kez kapılar bu kadar net olarak aralanmıştır.

– Dışarıdan almaktansa içeriden temine dayalı “ithal ikameci” politikaların yerine döviz girişi sağlayacak, ihracata dayalı bir ekonomi modelinin benimsenmesi amaçlanmıştır.

-Kamunun fiyat denetimlerinde mümkün olduğunca taraf olmaması ve fiyatlar genel seviyesinin piyasada oluşan arz-talebe göre belirlenmesi hedeflenmiştir. Fiyatlar artık  piyasa şartlarında belirlenecek ekonomide tedrici bir serbestleşmeye geçilecektir.

– Kamunun ekonomi içindeki payı azaltılacaktır. Özel kesim öne çıkarılacaktır. Ekonomide öncelik kamuda değil özel sektörde olacaktır .

-Sermaye piyasaları oluşturulacak, kambiyo rejimi serbestleştirilecek. Tüm bunların yapılabilmesi için ise kurumsal ve yapısal düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Bu aynı zamanda Cumhuriyet Türkiye’sinde, Devletçilik ilkesinin yeniden anlamlandırılması da olmuştur.

– Faiz hadlerinin artık devlet tarafından değil piyasa tarafından belirlenmesi ve enflasyon üzerinde faizin hayata geçirilmesi yani reel faizin oluşmasına imkân sağlanılmıştır.

-Yatırımlar sadece iç piyasa hesabıyla değil dış piyasalar da hesaba katılarak planlanmıştır.

Türkiye Ekonomisinin Durumu

Türkiye ekonomisinin dünya ile bütünleşmesi, serbestleşmesi ve kararların dünyadaki gelişmelere göre verilmesi anlamına gelmiştir. Bu durum Türkiye için yeni bir gelişmedir. Kamu ağırlıklı ve devlet kontrollü ekonomiden piyasa merkezli ve özel sektör ağırlıklı bir ekonomik yapıya doğru evrilmenin zihinde ve diğer toplumsal alanlarda da yansıması olacaktır. Ekonomideki dünya ile bütünleşme ve liberalleşmenin siyaset ayağı, uzun yıllar eksik kalmıştır.

Özellikle doksanlı yıllardan sonraki Avrupa Birliği süreci bağlamında gerçekleşen gelişmeler, ekonominin yanında siyasette de Avrupa ile bütünleşme ve demokratikleşme çabaları gündeme gelmiştir. Bir bakıma Türkiye’nin son çeyrek asırdaki liberal-demokratik değerler temelinde yeniden yapılanmasının yolunu 24 Ocak Kararları açmıştır. Bu sebeple bu kararlar Türkiye için bir dönüm noktasıdır.
24 Ocak kararlarıyla Türkiye ekonomisinin temel paradigması değişmiştir. Bu kararlardan sonra Türkiye’nin ekonomi anlayışı, yeni bir anlayışla, “piyasa ekonomisi” ile hayat bulmuştur.

24 Ocak kararlarıyla birlikte ekonomi serbest piyasa anlayışıyla kapitalist dünyaya entegre edilmeye çalışılırken, kar maksimizasyonu ve rekabetçi fiyat politikaları üzerine yeni bir ekonomi anlayışı dizayn edilmiştir.

Yeni Sisteme Doğru Türkiye

Türkiye o güne kadar uyguladığı dışa kapalı devletçi politikalardan vazgeçmiştir. Planlı kalkınma modeliyle ülkenin ihtiyaç duyduğu her türlü malın ülke içinde üretilmesi anlayışıyla, “ithali ikame” etmeye çalışan Türkiye yerine, dış âleme açık bir Türkiye tercih edilmiştir.

Ülkenin makro ekonomik hesapları, 24 Ocaktan sonra dış âlemi de hesaba katarak yapılmıştır. Özel sektörün ve girişimciliğin önü açılmaya çalışılmıştır. Bu kararlarla devletin ekonomideki payının küçültülmesi amaçlanarak, süregelen “Devletçilik Politikası” sınırlandırılmıştır. Yabancı sermaye girişinin kolaylaştırılması ve yabancı sermaye yönelik teşvik edici uygulamalar hayata geçirilmiştir.

              24 Ocak kararlarına kadar gelinen süreçte ithal ikameci ve devletçilik politikalarının yanlış anlaşılması ve uygulanması neticesinde; ülke karaborsa cennetine dönüşmüş, ekonomik olarak iflas etmiş ve ülke toplumsal bir kaosa sürüklenmiştir. Yaşanan bu sıkıntılar ve döviz darboğazı nedeniyle adeta 24 Ocak kararlarının uygulanması zorunluluk haline getirmiştir. 24 Ocak istikrar programı aslında IMF destekli bir Ortodoks programdır. O dönem dünyada yaygın olarak kullanılan IMF politikalarından oluşan bir istikrar programıdır. Program ilke olarak faizlerin yükseltilmesi, sıkı para ve maliye politikaları, emek ücretlerinin baskı altında tutulması, kamu mallarına zam yapılması, kamunun piyasadan çekilerek özel sektörün önünün açılması gibi Ortodoks IMF programlarından biridir. O nedenle 24 Ocak istikrar kararlarının ana paradigması IMF ve Dünya Bankası güdümlüdür.

( http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=244303)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here