Batı Bloku Ekseninde Türkiye 2

0
94
Türkiye Nato İlişkileri
Türkiye Nato İlişkileri

Batı Bloku Ekseninde Türkiye 2 ‘nci bölümümde Türkiye’nin İç Ortam ve Dinamikleri değerlendirilecektir. Savaş sonu ortamında Türkiye’nin ekonomik ve siyasal /Toplumsal/Sosyo-psikolojik durumları tam bir iç içe girmişlik tablosu gösterdi.

Dışa Hesapsız açılma yılları:(1946-1953)

Bunların nedeni, savaş sonunda ekonomiyi birden bire dışa açmaktan kaynaklanıyordu. Bunun kaynağı da Türkiye’nin büyük istekle karşıladığı Marshall planının temel hedefleriydi, planın amacı Avrupa açısından bu bölgeyi Dünya ticaretine açmaktı; Türkiye açısından da, Türkiye’yi batı Avrupa’nın gıda ve hammadde sağlayıcısı haline getirmekti.

Marshall planının kredileri kullanılarak tarıma yatırım yapıldı, Demir yolu yapımı durduruldu; iş marinaları getirerek karayolları-liman-rıhtım gibi tesisler kurulmaya başlandı.

Nato Genel Kurulu
Nato Genel Kurulu
Hesapsız Açılmanın Sonucu

Hesapsız harcama ve para basma yüzünden enflasyon tırmanıyordu ithalat artışı yüzünden dış ticaret ve bütçe açığı artıyordu. Recep PEKER hükümetinin IMF’yi üye olabilmek için 7 Eylül 1946’da yaptığı ve doları 1,28 TL den 2,80TL ye çıkaran ilk büyük devalüasyonla birlikte, ABD’nin istediği gibi, dış ticarette serbestleştirmeye gidilmişti.

Ekonominin Dışa Bağımlılığı

Ekonomi, Liberalleşme ve tarımsal üretim tavsiye eden dış ülkelere gittikçe daha bağımlı hale geldi.  1952’den sonra ithalatın ihracata oranı hızlı ve sürekli biçimde düşmeye başladı ama bu düşüş Türk ekonomisinin dışa bağımlılığının azalmasından kaynaklanmıyordu.

Tam tersine, tarımda üretimin düşmesinden ve dış kredi kaynaklarının artık kuruması yüzünden dış ticaretin yapılmamasından kaynaklanıyordu.

Bu düşüşün bir kaynağı daha vardı: O sırada TL’nin resmi kuru gerçek piyasa değerinden %108 oranından daha yüksekti.

Rusya Türkiye Bayrakları
Rusya Türkiye Bayrakları
Borçlanmanın Kötü Prototipi: (1958)

Türkiye borç aramaya başladı. 1952 de IMF’den 355.000.000 dolar faiz oranı 7.42 gibi kabul edilebilir bir düzeydeydi. Ama 1950-1954 arası bol miktarda para basılması, ithalatta serbestleşmenin yıkıcı yetkileri, CHP’nin özellikle savaşta biriktirdiği  döviz rezervlerinin 1.5 yılda erimesi ve sonunda girdi eksikliğinden ve yağışların durmasından tarımında gerilemesi sonucu dar boğaza girildi. 1956’da 2.80’den 6 TL’ye çıkarmayı reddettiği doları 9 TL’ye çıkardı bu arada 250.000.000 dolarlık yeni kredi sağlandı, 600.000.000 dolarlık borçta ertelendi. Para basımı denetime alındı, KİT ürünlerine yüksek zamlar yapıldı, bütçe açıklarının önleneceği sözü verildi vergiler arttırıldı. 1954’den sonra tarımın baş aşağıya gitmesi üzerine tarlalar traktör enkazlarıyla doldu, çünkü döviz yokluğundan yedek parça ithalatı yapılamıyordu. Köyle önce yavaş yavaş, sonra hızla büyük kentlere akmaya başladı. Oysa Marshall planının temsil ettiği DP iktidarının da uyguladığı kalkınma stratejisinde sanayileşme bulunmuyordu. Sonuç, kentlerin çevresinde gecekondulaşma ve lümpenleşme (işsiz-Güçsüz takımı artması) oldu.

Abd ve Türkiye Bayrakları
Abd ve Türkiye Bayrakları
Siyaset

Dönemin siyasal yaşamı çok özel bir ortamda gelişti ve bu ortamda ayrılması mümkün olmayan bir bütün oluşturdu, bir yandan savaş sonunda oluşan yalnızlık psikolojisi, bir yandan da Sovyet tehditlerinin Batı basınında tekrar tekrar yazılmasıyla artan, sonradan Dış işler bakanı olacak Necmettin Sadak’ın “Sinir Harbi” dediği yoğun endişe atmosferi meydana geldi.

Bu, bir heyecan hatta korku ortamıydı. Türkiye, bir yandan Sovyet notalarına cevap verirken diğer yandan batı dünyasında destek arıyordu.

Birleşmiş milletlere kurucu üye olabilmek için Almanya ve Japonya’ya 23 Şubat 1945’de savaş ilan etmenin arkasından siyasal ortam iki kanalda gelişti;

Birincisi, ekonomide ve siyasette liberalleşme süreci başladı.

7 Eylül 1945’de milli kalkınma partisinin ardından 7 Ocak 1945’de Demokrat Parti kuruldu, 15 Şubat’ta oto ithalinde izin verildi, 15 Mayıs’ta “Milli Şef” CHP tüzüğünden çıkarıldı, 5 Haziran’da sınıf esasına dayalı parti kurma izni çıkarıldı, 12 Haziran’da Üniversitelere özerklik tasarısı kabul edildi, IMF’ye girebilmenin ön koşul olarak 7 Eylül’de devalüasyon yapıldı 11 Mart 1947’de IMF ve Dünya Bankasına üye olundu.

Abd ve Rusya Çekişmesi
Abd ve Rusya Çekişmesi

4 Aralık 1945’de İstanbul’da Tan gazetesi ile solcu kitap yayın evleri tahrip edildi. 11 Aralık 1946’da TBMM’de Üniversitedeki Sol akımlarının önlenmesi istendi, 16 Aralık’ta iki Sol parti ile iki işçi derneği kapatıldı, 17 Ocak 1947’de okullar dışında dini eğitim kabul edildi. 2 Temmuz’da Din dershanelerine izin verildi, 4 Haziran’da Ankara İlahiyat Fakültesi açıldı, 25 Kasım’da İlkokullara isteğe bağlı din dersleri konuldu, 15 Ocak 1949’da 10 ilde imam-hatip kursları açıldı, 29 Mart 1950’de türbelerin açıldığı bildirildi. 14 Mayıs’ta DP iktidara geldi, 16 Haziran’da Ezan’ın tekrar Arapça okunacağı açıklandı, 21 Ekim’de okullarda din dersleri zorunlu kılındı, 18 Şubat 1952’de Türkiye NATO’ya girdi.

Dönemin Dış Politikası

Türkiye’nin yaklaşık 1952’ye kadar İngiltere ile güçlü bir dış ticaret bağı devam ettirdiği görülmektedir. 1945-1948 döneminde Türkiye’nin gerek ihracat ve gerek ithalat alanında ABD ve İngilizlere %40-50 aralığında pay almışlardır, buna karşılık aşağı yukarı aynı tarihte İngiltere’nin yeri Almanya tarafından alınmış ve dönemin sonuna kadar öyle götürülmüştür. Bu üç ülke 1950-1956 döneminde Türkiye’nin dış finansman bulmasında daima önde gelen rolü oynamışlardır. Osmanlı İmparatorluğundan beri hiçbir ittifaka bu kadar kolay girememiş olan Türkiye, batı ittifakı NATO’ya hiçbir itiraz olmaksızın dahil olmuştur.

NATO ve Kore’den sonraki dış politika kararları, gittikçe kötüleyen bir ekonomik ve siyasal süreçte alındı daha önce Arapların yanında olan Türkiye 1948’de Filistin uzlaştırma komitesine olumlu oy verdi, yine 1948’de bir ABD vatandaşını fener patriği olarak getirdi. 1950’den itibaren Kıbrıs’ta İngiltere’yi destekledi, 1955’te Bağdat paktını kurarak çoğu Arap ülkelerinin kendisine düşman etmeyi göze aldı. 1958’de Beyrut’a asker çıkartması için Amerika’ya NATO üstlerini kullandırttı.

Abd ve Rusya Karikatür
Abd ve Rusya Karikatür
Genel Değerlendirme
NATO’ya Girme Açısından

Türkiye’nin NATO’ya girmesinde en büyük etkiyi yaptığı genellikle kabul edilen Sovyet tehditlerinin gerçek olup olmadığını, Stalin’in hakikaten harekete geçme potansiyeli bulunum bulunmadığı sorgulamak anlamlı değildir çünkü uluslararası ilişkilerde önemli olan algılamadır ve Türkiye o dönemde büyük tehdit algılamıştır.

Dış Politikanın Genel Niteliği Açısından

Menderes dönemi TDP’nin geleneksel Batıcılık çizgisini izlemiş ama en az onun kadar geleneksel olan dengecilik ve Statükoculuk çizgisinden ciddi bir sapma niteliği taşımıştır. Nitekim Menderes Politikası gerek Doğu-Batı arasında, gerekse Batı’nın kendi içinde dengeleri gözükmemiştir. Her iki açıdan da yalnızca ABD’ye bağlılık ve bağımlılık göstererek aradaki uluslararası gelişmeleri izlemeyerek, kendini sınırlamıştır.

Diğer yandan Menderes dönemi, TDP’nin geleneksel özelliklerinden olan meşruiyet ve ihtiyat faktörlerinde önem verme politikasından uzaklaşmıştır. Aktif bir dış politika yürütmüş , ama risklerle dolu olduğuna dikkat etmemiştir. Oysa jeostratejik önem taşıyan bir OBD için ihtiyatlı politikanın önemi çok büyüktür. Bu açılardan Menderes dönemi, ileride benzer niteliklerle ortaya çıkacak Özal döneminin öncülü olmuş gözükmektedir. Batı Bloku Ekseninde Türkiye 2 yazımızın ilk yazınını okumak için bakınız

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here