İkinci Dünya Savaşı Esnasında Görüşmeler
İkinci Dünya Savaşı Esnasında Görüşmeler
SAVAŞ BAŞLARKEN TÜRKİYE’NİN  ULUSLARARASI YÜKÜMLÜLÜKLERİ

İkinci Dünya Savaşında Türkiye’nin Yaklaşımı 1 Eylül 1939 günü Almanya’nın Polonya ya saldırmasıyla 2. Dünya savaşı başladığın da Türkiye’nin temel endişesi ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğüne zarar gelmeden bu badireyi en güvenli şekilde atlatabilmekti fakat takip eden altı yıldaki gelişmelerin ortaya koyduğu gibi bu hiç de kolay olmadı. Türkiye’nin savaştan işgale uğramadan ve en az zararla çıkmasını sağlamak için dönemin karar vericileri büyük devletlerin güç ve çıkar  mücadeleleri arasında küçük devletlerin politikalarını nasıl yürütebileceğine ilişkin tarihteki belki de en başarılı örneği el yordamıyla oluşturmak zorunda kaldılar.

ikinci Dünya Savaşında Almanlar
ikinci Dünya Savaşında Almanlar

İkinci Dünya Savaşında Türkiye’nin Yaklaşımı; Türkiye savaşa giden süreçte çelişen dostluklarını bağdaştırmaya çalışırken özellikle olası bir savaşta kendisini doğrudan savaşa çekebilecek düzenlemelerden kaçınmaya çalıştı. Eylül 1939 itibariyle Türkiye’nin savaş boyunca dış politikasına sınırlamalar getirebilecek geçerli uluslar arası taahhütleri içerisinde sadece balkan paktı Türkiye için belirli şartlarda savaşa katılma mecburiyeti getiriyordu zaten balkan paktının hükümleri de büyük devletlerle çatışma içermiyordu.

rkiye’nin 2.dünya savaşının resmen başladığı 1 Eylül 1939’a kadar savaşan taraflarla ilişkilerini etkileyecek taahhütleri;

*1928 briand-kellog paktı.

*SSCB ile imzalanan 1925 dostluk ve tarafsızlık antlaşması.

*1928’de  Afganistan’la imzalanan dostluk ve iş birliği antlaşması

*1928’de İtalya ile imzalanan tarafsızlık uzlaştırma ve yargısal çözüm antlaşması.

*1929’da Sovyetlerle imzalanan dostluk anlaşmasının uzatılması.

*1932’de ıranla imzalanan dostluk antlaşması

*1934 balkan paktı.

* 1937 sadabat paktı.

*1939’da Fransa ve İngiltere ile imzalanan bildirgeler.

1939-1941: Savaşan  Tarafların Türkiye Rekabeti

İtalya’nın 7 Nisan 1939’da 30 Tümenle Arnavutluk’u işgale başlaması tehlikeyi Türkiye’nin güvenlik sahasına taşımıştır. 12 adalar dolayısıyla zaten komşu olduğu İtalya’nın şimdide balkanlara doğru yayılma eğilimi  göstermesi Türkiye’de ciddi endişelerin uyanmasına neden oldu. Zira İtalya büyük devletler arasında Türk toprakları üzerinde emelleri olan tek devlet olarak görünüyordu.

İkinci Dünya Savaşı Devletler
İkinci Dünya Savaşı Devletler

Mussolini’nin konuşmalarında sık sık Akdeniz’e ilişkin olarak mare nostrum (bizim deniz) kavramını kullanması da 12 adalarda yaptığı aşırı askeri yığınak dolayısıyla zaten huzursuz olan Türk yöneticileri rahatsız etmekteydi. Akdeniz de Türk karasularına yakın bölgelerde bazı ticaret gemilerinin kimliği belirsiz korsan denizaltılarının saldırılarına uğraması da kuşkuları İtalya üzerinde yoğunlaştırmaktaydı.

İtalya’nın Arnavutluk’u işgalinin ardından İngiltere ve Fransa 13 Nisan’da yeni bir saldırı olasılığına karşılık Yunanistan ve Romanya’ya garanti verilirken İngiltere aynı teklifi  Türkiye’ye yaptığında Türkiye tek taraflı garantiyi kabul etmedi. Mihver devletlerinin tepkisini üzerine çekecek bu garanti yerine Türkiye’yi İngiltere ile belirli karşılıklı taahhütleri içerecek bir ittifak antlaşmasına götürecek  görüşmeler sürecinin  başlamasını teklif etti.

Aynı dönemde Türkiye ile SSCB arasında da benzer bir iş birliği ve karşılıklı dayanışma antlaşmasına yönelik görüşmeler yapılmaktaydı.

Kızışan Rekabet  Arasındaki Türkiye

İngiltere ve Fransa’nın 13 Nisan’daki teklifleri derhal aynı gün Sovyetlere bildirilerek gelişmeler karşısında Sovyet tutumu öğrenilmeye çalışıldı. Bu girişim üzerine Molotov İnönü’ye gönderdiği cevabi mesajında ‘’balkanlar ve Karadeniz bölgesinde ortaya çıkan yeni durum çerçevesinde, iki ülke arasında  danışma yapılmasını, bir saldırıya karşı alınması gereken tedbirlerin görüşülmesini teklik etti.  Görüşme yeri olarak Batum veya Tiflis’i önerdi. Teklifi olumlu karşılayan Türk hükümeti görüşme yeri olarak Ankara veya İstanbul’u istemiştir. Molotov 19 Nisan’da dışişleri bakanı Saraçoğlulun süratle Moskova’ya gelmesini isteyen mesaj gönderdi.

SSCB ile Türkiye Arasında ki İlişkiler
SSCB ile Türkiye Arasında ki İlişkiler

15 gün içerisinde yaşanan   mesaj trafiği  tarafların belli ölçüde birbirlerinin niyetlerinden emin olmadıklarından ve bir an önce karşılıklı tutumlarını öğrenme çabasında olduklarını gösteriyorlardı. 5 Mayısta sona eren ziyaretin sonunda ortak bir bildiri yayımlanmıştır.  Bu bildiriyle iki komşu ülke arasında uluslararası konularda  tam bir görüş birliği olduğu belirtilmişti. Fakat 25 Eylül’de başlayacak Saraçoğlu’nun Moskova ziyaretinde durumun pekte ortak bildiride ifade edildiği gibi olmadığı görülecektir.

İkinci Dünya Savaşında Türkiye’nin Yaklaşımı genel itibariyle denge de tutmak istemiştir fakat  bu savaşa taraf olması için uluslararası aktörler Türkiye’ye çok fazla baskı yapmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here