LİBERALİZM ve REALİZM’İN KARŞILAŞTIRMASI- 2.Bölüm

0
295
Liberalizm, her şeyden önce, bu yaklaşımı benimseyenler tarafından seçilmiş bir tanımlama aracı değildir. Daha çok, özellikle XX. yüzyılın ilk çeyreğinden sonra disiplinin hakim paradigması olan Realistlerin isimlendirmesi ile ortaya atılmış bir yaklaşımdır. Siyaset Bilimi, Ekonomi ve Sosyalizm’in doğuşunda olduğu üzere Uluslararası İlişkilerin doğuşunda da Ütopyanizm’in hakim olduğunu ileri süren ve İdealistlere bu isimi veren Edward H. Carr’dır.

Realizmin XX. yüzyıldaki en güçlü sesi olan Carr’ın bu isim babalığının arkasında yatan asıl amaç: ütopistler olarak nitelendirdiği bu grubun tezlerini çürütmektedir. Liberalizm yazımının böylesi bir sıkıntıyla yüz yüze bırakılmasının en önemli nedeni, kendilerine İdealistler diyen

herhangi bir grubun olmamasıdır. Böyle bir grup olmadığı gibi, İdealizmin kurucu babası olarak nitelendirilebilecek isim sayısı da oldukça sınırlıdır. Yine doğrudan uluslararası ilişkilerle ilgili her türlü yayının da çok fazla olmaması ve Liberalizmin temel varsayımları arasında ilk sırada yer alan uluslararası örgütlenmenin/örgütlerin de henüz kurulma aşamasında olması İdealistlerin karşılaştıkları diğer sıkıntılar olarak gösterilebilir. Liberalizmlerin bu sıkıntılarla birlikte anılıyor olması ve Liberalizmin uluslararası ilişkiler tarihi açısından pek de bir anlam ifade etmeyen neredeyse çeyrek asırdan bile az bir zaman diliminde etkili olması, Liberalizmin bu tarihten sonra yok olduğu şeklinde yorumlanamaz.

İdealizm, pratikte uzun süre anlam ifade etmemiş olsa da, kendisinden sonra birçok teorinin gelişmesinde/hayata geçmesinde çok önemli bir rol oynamıştır. Çağdaş Pluralizmin kökeninde ve bugünkü eleştirel yaklaşımların temelinde de; İdealist teoriye mutlaka vurgu yapılmıştır. Hatta Konstrüktivist teorinin kurucu babası sayılabilecek Alexander Wendt’e göre, Konstrüktivizm’in temeli Grotiyan Liberalizme kadar uzanmaktadır (Özlük, 2006:64).
BİRBİRİYLE SAVAŞAN KURAMLAR

Geleneksel çağdan daha iyi bir şekilde dizayn edilmiş yeni demokratik dünya düzeni söylemi ve güç politikalarının artık sanayileşmenin en üst seviyeye tırmandığı yeni endüstriyel çağı açıklamaktaki yetersizliği Liberalizmin amentüsü konumundaydı. Öte yandan bencil insan doğası, güç, çıkar, güvenlik, rasyonel aktör ve anarşi Realizmin sinekdotlarıydı. Kant’tan beri gelen çizgi ile Aydınlanma’dan ışık alan İdealistlerin tersine Realistler Hegel’in mirasına sıkı sıkıya sarılmışlardı. Baştan ayağa normatif unsurlara bulanmış iken Liberalizm, Realizm her hali ile normatif açıdan kusurluydu. İnsanlığın ortak çıkarlarına vurgu yapan İdealistlerin aksine Realizm, uluslararası sistemdeki farklı politik toplulukların çatışan çıkarlarına işaret ediyordu. İşbirliği imkanlarının geliştirilebileceği bir uluslararası sistem özlemini asla yitirmeyen İdealistlerin bu özleminin ütopya olduğu aşikardır. Uluslararası sistemin anarşik bir yapısı, uluslararası politikanın ise hükümeti olmayan bir alan olduğunu savlıyordu Realistler. İdealizm eylemi açıklarken bireysel bilince ve konuya dair değerlere öncelik vermektedir. Realizm de bu unsurlar analizde asla göz önünde bulundurulmuyordu (Özlük, 2006:64).

Özünde alturistik (diğerkamlık) bir dürtüye sahip insanın, esasında iyi olduğuna işaret eden İdealistler, böyle tanımladıkları bireyin kötü ruhlu olmadığına da inanırlar. İnsanların günahkarlığı, kendi çıkarlarını maksimize etmek için bireyi pragmatik bir araç olarak kullanan çevresel koşullardan kaynaklanmaktadır. Bireyler çatışmadan çok, karşılıklı yardımlaşma ve işbirliğine açıktırlar. Realistler ise insanın, güce  ve çıkara karşı dayanılmaz bir cazibesi vardır. Bunun bir uzantısı olarak doğası itibariyle ilk günahtan beri kötü ruhlu olduğuna ve alturistik olmaktan çok antagonistik olduğuna inanırlar (Gönlübol, 1978: 35).(Darwinian anlamda güçlü olan yaşar felsefesini özümsemişlerdir. )

KAYNAKLAR

GÖNLÜBOL, Mehmet (1978), Uluslararası Politika: İlkeler-Kavramlar-Kurunlar, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara.

Özlük, Erdem. (2006). Uluslararası İlişkiler Disiplininde Gelenekselcilik Davranışsalcılık Tartışması ve Çağdaş Uluslararası İlişkiler Teorilerine Etkisi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Konya, Selçuk Üniversitesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here