Sivil Toplum

0
86
SİVİL TOPLUM KAVRAMI

Sivil toplum nedir? Basit olarak söylenirse, sivil toplum, toplumun devlet dışında kalan bölümüdür. Sivil toplum, merkezî otoritenin baskı ve denetiminden bağımsız, kendi başına özerk bir sürecin doğmasını; bu yolla devletin dışında ve devlete rağmen var olabilen bir yapının şekillenmesini sağlayan güçtür (BANGER, 2011, s. 5).

Başka bir tanımı ise ‘’ Merkezi ve yerel idarelerin hiyerarşi ve kontrol mekanizmalarının dışında yer alarak, bağımsız yurttaşların karar vermesiyle sosyal faaliyette bulunan topluluk’’ olarak belirtilmektedir (AFAD, 2019).

Sivil Toplum Gönüllüleri
Sivil Toplumun Görevleri

Yukarıda sivil toplumun demokrasi için öneminden bahsettik. Sivil toplum insanların dayanışması için var olan yegane ortamdır. Sivil toplumun işlevlerine şöyle örnekler verilebilir:

  • Bireylerin meşru amaçlarını gerçekleştirmek için iş birliği imkanı sağlamak
  • Toplu hareket ederek meşru güç unsurları oluşturmak
  • Çeşitli gönüllülük faaliyetleri ile özellikle zor durumdaki insanların ihtiyaçlarını karşılamalarında yardımcı olmak.
  • Toplumda demokrasi kültürünün gelişmesine katkı sağlamak.
  • Hak ve özgürlükleri sivil alanda savunmak.
  • İnsanların yasal zeminde bir araya gelmelerine olanak sağlamak.
  • Toplum, devlet ve birey arasındaki iletişimi güçlendirerek iş birliği sağlamak

Sivil toplum ile ilgili şöyle bir örnek verelim. Emekli öğretmenlerin sorunları olduğunu düşünelim. Bir emekli öğretmen tek başına ulaşamayacağı imkânları emekli öğretmenler derneği kurarak sağlaması mümkündür. Kurulan bu dernekle toplantılar düzenlenecek, sorunlar ve alternatif çözüm önerileri geniş çaplı tartışılacak, güç birliği oluşturarak elde edilen ekonomik imkânlarla da emekli öğretmenler arasında dayanışma sağlanacaktır (Webders, 2013).

sivil toplumda gönüllülük
Sivil Toplumda Yardımlaşma

Yönetişimi demokratikleşme doğrultusunda çok önemli olanaklar taşıyan bir model olarak gören yaklaşımlar, esas olarak, liberal perspektif içine yerleşmektedirler. Yönetişim ile ilgili olarak liberal bir perspektife sahip olan görüşler konusunda ilk dikkat çeken özellik, yönetişimi, temsili demokrasinin kısıtlılıklarının aşılması ve çoğulcu ve katılımcı demokrasi doğrultusunda çok önemli bir açılım olarak görmeleridir. Gerek resmi görüşlerde gerekse akademik yazında, yönetişim, çok aktörlü, çoğulcu, uzlaşmacı, yatay ilişkilere dayanan, sivil toplum kuruluşlarının “katılım”ı da aşarak “ortak” konumunda bulunduğu bir yönetim anlayışına duyulan özlem bağlamında gündeme getirilmektedir.

Bu yaklaşıma göre, günümüzde temsili demokrasinin kısıtlılıklarının aşılabilmesi için, yöneten-yönetilen ikiliğini aşan katılımcı pratiklere gereksinim duyulmaktadır. Bu gereksinimi karşılayan açılımı yönetişimin sağladığı ileri sürülürken, bir yandan yönetişimin iktidar pratiklerinde köklü bir dönüşüm doğuracağına ilişkin beklentiler dile getirilmekte, diğer yandan da yönetişimi tamamlayan diğer ilkelere (demokratiklik, çoğulculuk, yerellik, açıklık, hesap verebilirlik) işaret edilmektedir (TEKELİ, 1999, s. 248).

KAYNAKLAR

TEKELİ, İ. (1999). Modernite Aşılarken Siyaset, İmge. Ankara.

Webders. (2013). http://webders.net. adresinden alınmıştır.

BANGER, G. (2011). Sivil Toplum İçin Yöetişim Rehberi. Ankara: Odak Yayıncılık.

AFAD. (2019, 05 01). Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Resmi Web Sitesi. https://www.afad.gov.tr. adresinden alınmıştır.

M. Uğur DOLU
M. Uğur DOLU

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here